tanımak

korkularımın karanlık dünyasında kayboluyorum
sokakları ıssız ve bilinmezlerle dolu bir cadde..
yürümeye başlıyorum.
her sokakta ayrı bir umutsuzluk ve hatalarla dolu.
tepkisiz kaldığım söylemekten utandığım hatalarım ve ben başbaşa
kalıyoruz aniden..
önümde tek bir ışık, sadece uzaktan beni izliyor.
koşmak kurtulmak istiyorum bu caddeden yapmayacağım diyorum fakat
kendimi bile inandıramıyorum ki bu duruma başkaları inansın.
yüzleşmek istediğimde ise cevap bulamıyorum her seferinde
tek başıma öğrenemiyorum belki de bu durumu sadece tek gördüğüm şey
neden insanların beni çok üzdüğü..
niye herkese bu kadar çok yardım ederken hayatlarında, benim yanımda
kimse olmuyor ?
neden kimse anlamıyor bunu çözemiyorum…
çünkü ne zaman derdimi birine anlatsam ya verecek cevap bulamıyor
akıllıca,
ya da konu bir anda başka sulara karışıp gidiyor.
bu da daha içime kapanmama neden oluyor belki de.
kimse hala neden kaçıp gittiğimi anlamıyor,
çünkü anlamak istemiyorlar.
istediklerinde değişimin kaçınılmaz bir şey olduğunu fark edemiyorlar..
bendeki bunu fark edemeyen ve hala beni aptal hikâyelere boğup nefes
almamı engelleyen şeyleri yapanlar..
nasıl anlayabilirler ki,
bu kendilerindeki saçma sapan yapıyı değiştirmeden?
nasıl anlar ki insan birini gerçekten dinlemeden ?
anlamıyorum..
gerçekten anlamıyorum.
hayatım niye sorusunu sormakla geçiyor her seferinde
ve hiçbir kimsenin cevabını bilememesi ne kadar kötü.
herkesin verdiği tek cevap umursama, boşver oluyor.
ben bunu zaten yapabiliyor olsam,
size anlatacak derdim niye olsun ki?
bu kadar zor mudur bunun cevabı ?
bunu uygulayabilmiş olsam daha saçma sapan dertlerim olur ve kendim
çözerdim..
ve sorun şu..
kimsenin hiçbir dediği çıkmıyor !
hala kendi cevaplarım kendimde ve yalnızlık hiçbir zaman bu kadar
kahperengi ve acımasız olmamıştı…
umarım bir gün biraz olsun beni daha iyi tanırsınız..
bu istediğinizde olur,
ama; siz gerçekten bunu hiç istemediniz ki

8 yorum

  1. böyle bi bıkkınlık bi isyan bi terk edebilip gidebilme isteği … diye gider bu 🙂
    canım benim ellerine , o güzel yüreğine sağlık..
    iyi gelicek sana bu yazılar ve bu tatil..
    iyi gelicek 🙂

  2. birçok insanın kendine / bir başkasına sorup da cevaplayamadıkları / cevap alamadıkları sorular bunlar, dinlemedikleri suçlayabilirsin belki ama cevap bulamadıkları için suçlamak bana doğru gelmiyor… ama anlayamamak, anlaşılamamak zamanla ters orantılı; zaman geçirdikçe, özen gösterdikçe anlaşılmazlık ya da anlayamama azalıyor…

  3. her ne kadar hak versem de bu yorumunuza, aslında ters orantılı olduğuna katılmıyorum. çünkü özen gösterdikçe insan ya kendisinden ödün vermeye ya da ilişkilerinden ödün vermeye başlıyor. malesef artması gereken fakat; hep azalan dostluklar yaşıyoruz bu hayatta. kalabilen birkaç kişi anlayabiliyor onlar da taşları ayıklanan pirinçten geriye kalan 1-2 pirinç tanesi… onlar da pilav yapmaya yeterli değil..

  4. ben de size katılıyorum ancak şunu eklemeyi unutmuşum; siz onu anlamaya başladığınızda anladığınızda zaten uzaklaşmaya başlanır aynı zamanda, ve aslında herkesin dilinde pelesenk olmuş anlaşılma meseli bu noktada bazılarına ağır geliyor, böylelerini anlamaya başladığınızda kendini soyulmuş gibi hissediyorlar, çeltiğinden kurtulmak da herkesin harcı değil, ve aslında aradığınız pilav değil de bembeyaz çeltiğinden ayrılmış birkaç pirinç tanesi olursa daha çok mutlu olunabilir gibi geliyor bana, ve hiçbir şeye şaşırmamalı insan diye düşünüyorum

  5. anlayan insanlar var, peki senden niye bu kadar uzaktalar?

    Ben de bu sorunun cevabını bulabilmiş değilim.

  6. Hayat değişiyor, dünya değişiyor, insanlar da değişiyor.
    Elimizde kalanlar, hiçlerden ibaret.
    Yalnızlık, en güzel dostumuz artık,
    Her gece sarılıp uyuyabildiğimiz..

  7. Şu kahperengi hayatta neden hayatın iyi yönlerinden bahsetmiyorsunuz arkadaşım? mahvoldu hayata bakış açım. değişteremiyorum.. daha genciz neden şimdiden kötümserleşsin..

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

16 + six =