güzellikler yüzünden

kış günü buz gibi soğuk sokaktan,
adımını atıp eve girersin,
vücudun soğuktan titremekte,
ve ellerin buz gibi olmuştur..
gözünü ufacık bir sıcaklık arar.
odada seni bekleyen tek şey,
kaloriferin seni ısıtacağını sandığın petekleridir.
..
bazen de;
ellerini o kalorifere koyarsında için titrer ya,
üzerinden bir ağırlık kalkar ve uçar.
kalbim o denli soğumuştu ki artık,
ısınamadı bu hayatın garip sıcaklığına..
peşimi bırakmayan bir sonbahar esintisi var üzerimde..
kalbim durgun,
ruhum yorgun,
içimdeki deli çocuk bile suskun..
o bile sessizleştikten sonra;
sarılacak hiç kimsem kalmadı bu hayatta.
bu yalnız ve gri şehirde..
ağlamak bile bazen insana tat verir,
bazen gülümsemeye bile sebep olur,
mutluluk yükler insanın kalbine,
o bile tat vermiyor artık bu şehirde…
..
yalnızlığın hüküm sürdüğü bu son bir senemde,
hep sorguladım nerede neyi yanlış yaptığımı.
bu yalnızlıktaki payımı sordum kendi kendime..
tek hatam;
hep yanlış çizgide durmamdı..
..
neden hep yakın dost ben oluyorum da,
onlar başkalarıyla mutlu oluyorlardı?
kendi hatamın sebebimi sonunda fark ettim..
ben, insanları mutlu etmeyi daha çok seviyordum,
birisi üzüldüğünde, onun hemen yanı başında oluyordum,
çünkü üzüldüklerinde;
onlara bunu soracak gerçek dostları yoktu çevrelerinde,
ve açıkçası,
hiç olmazsa ben kendi mutluluğum ile mutlu olabiliyordum,
ruhum yorgun olsa da, kalbim çarpacak kadar güçlüydü hep.
..
onlar ise; ağızlarında sevgili sıfatıyla,
isimlerini bile öğrenebileceğim kadar uzun kalamadılar.
kalanlarsa sadece isimleri ufacık muhabbette geçecek kadar yer alabildiler.
çünkü, sınırımı koymamıştım ve hepsi bunu kullandı.
biri değil hepsi böyle.
..
çok safmışım diyorum bazen,
ama ben onlar gibi gözü açık bir şekilde hiç sevmedim,
sevemedim.
bir elim yağdayken, diğer elim balda olmadı hiç.
bana öyle öğretilmedi çünkü.
insana saygıyı, iyi öğretebilen bir ailem,
bu bilgiyle, doğru kararlar sunan bir hayatım,
ve hatalarından ders çıkarabilecek kadar da, sağlam bir yapım oldu..
yanlışların içerisinden doğruları çıkartarak,
daha ileriyi görmeye başladım.
düşünerek konuşmayı öğrendim, insanlar kırılabilir diye.
tüm bunların yorgunluğuna rağmen,
ben yalnızlığımla mutlu olabildim.
istendiğinde hep koşarak gidebilen birisi olduğum için çok kullanıldım,
ama bu benim için hiçbir zaman kötülüğe sebep olmadı,
aksine;
hep kaybeden olsam da, duygularım saf ve yalansız oldu.
sevgi ve aşk’ı;
bitanem, bebeğim gibi, anlam yüklenmeden seslendirilen,
sağda solda konuşulan kelimelerle tüketmedim.
..
ben;
aşk’ı yaşadım en imkansız kişiyle,
ben;
sevgiyi tattım karşılıklı yalnızlıkla,
ben;
en zor zamanda gözlerimi açtım dünyaya, o sıcaklık ile,
ve ben;
sadece çok sevdim,
onların hiç bilemeyecekleri, hissedemeyecekleri ve anlayamayacakları kadar.
bunlara rağmen hep;
tek kişilik aşk’larımı yaşadım bu yalnızlıklar arasında.
ama içim rahat,
ne kimseyi üzdüm, kötülüklerimle;
ne kimseyi incittim, yalanlarımla;
ne de kimseyi aldatmadım, boş sözler ve vaatlerle.
bu yüzden ki,
hayatım yarım olsa dahi,
onlardan fazla dolu dolu yaşadım,
gerçeği yaşadım, yalnızlığıma tutundum,
benim ‘dost’ diyebileceğim çok nadir insanı tuttum etrafımda,
onların çok ‘dostu’ varken ki yalnızlıklarına nazaran..
ve en önemlisi;
keşke diyeceğim hiç bir şey olmadı bu yaşadığım hayatta.
keşke dememek için, yaşadım tüm sesli aşklarımı.
..
ve ne güzeldir ki,
insanların yüzüne gülümseyip,
arkasından sözler savurmadım.
ne geldiyse, yüzlerine söyledim..
..
aslında benim tek suçum,
yalan gözlere kanmaktı.
ne bileyim bunun artık bir ticari sicil kaydının olduğunu?
nereden bilebilirdim ki izlediğim filmin,
sadece 10 dakikalık reklamları olduğunu?
..
tüm bu şeylerin en sevdiğim yanı:
dinledikleri, anlam yükledikleri “insanın” ve “parçaların”,
ve hissediyormuş gibi göründükleri hayatın,
bomboş bir palavradan ibaret olduğunu gördüm.
ve “o insanın” onlardan daha çok değer verdiğini,
onların yaşadığının inandırıcı olmayan yanını görmek,
çok güzel bir durum özeti gibi..
..
her şeye rağmen,
ben umutlarımın ve hayallerimin başındayım,
istediğim gibi bir hayatın temelleri yavaş yavaş oluşuyor.
en önemlisi;
ben bu ‘gerçek’ hayata çok yakınım,
ve geceleri çok rahat uyuyabiliyorum.
ya siz?

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

nineteen + 9 =