inanmak

hayatın gariplikleri üzerine oturup,
o kadar çok konuşabilirim ki..
kime, niye, neden diye sorgulamaların içerisinde,
kaybolup gitmek için bir araç sadece..
..
her seferinde bir yalanın peşinde koşuyoruz,
inanmak için yapılan bu yorucu egzersiz..
neden her seferinde düşmek için bir adım daha atıp,
düşünce de artık ağlamadan kalkabiliyoruz..
..
birkaç gün önce içimi hüzünle dökerken,
birkaç gün sonra huzurla doldurmuştum.
bir hafta içerisinde tüm duyguları yaşayabilmek,
bir açıdan ayrı bir yetenek haline geldi..
..
hüznü yaşarken, mutluluğa dönmesi.
mutluluğu yaşarken, aşka dönmesi.
aşkı yaşarken, ihanete dönmesi.
ihaneti bile yaşarken, tamamen zorla silebilmek..
..
o denli karmaşık ki hayat,
artık sorgulamıyorum neden yaptığını.
biliyorum çünkü..
sonunu öngörerek yaşamak,
bu yüzden kötü.
tahmin etmek,
insanları anlamak..
bu yüzden acı verici..
..
mutluluğu yaşayamıyorsunuz,
çünkü karşınızdakileri tanıyorsunuz.
yalnızlığı yaşayamıyorsunuz,
çünkü yine dönüp geleceklerini biliyorsunuz.
hüznü yaşayamıyorsunuz,
çünkü gülümseteceklerini biliyorsunuz.
gülümsemeyi yaşayamıyorsunuz,
çünkü sizi yine üzeceklerini biliyorsunuz.
..
kısır bir döngü sadece..
siz orada, merkezde dururken,
hayatınızdan geçen insanlar sadece..
yüzlerini bilmediğiniz,
yalanlarına inandığınız,
sahte bir kalabalık..
..
inanmak benim için en zorlu yol belki de.
neler olacağını bile bile o yola girmek..
o yolda, ağır bir hüznü yaşayacağınızı bile bile,
bir gülümseme için o çabayı sarf etmek..
..
herkes bana aşk nedir diye soruyor,
her seferinde aynı cevabı veriyorum..
..
aşk,
her gece üzerini örten,
sabah uyandığında yüzünü gülümseten,
kalbine huzur veren ve mutluluğu,
tüm damarlarında hissetmeni sağlayan,
hayattaki tek gerçek.
..
bunu engelleyebilen tek etken var.
insan..
tüm bu güzellikleri görüp,
onu baltalamak için her şeyi yapan,
mutsuzluğu mutluluğa tercih eden,
hayatı anlamsız kılmak için çabalayan,
tek canlı..
..
bu yüzden zor olan,
her seferinde insanlara inanmak..
yapabileceklerine..
değişebileceklerine..
yalan olanı değil,
gerçek olanı seçeceklerine dair..
..
benim bunları isteyerek, kaybım yok aslında.
bir önceki günden farkı yok, diğer bir günümün.
sadece bir insan daha, kayıp gidiyor hayatımdan.
günler geçtikçe, her şeyi silebiliyorum aklımdan.
çünkü;
hayatın bana öğrettiği ilk gerçekti bu..
..
yeniden başlamak.
..
yere düşerken, ilk kalkmayı öğrendim.
ama kalkarken içimde ne varsa,
onu saklamamayı öğrendim..
içimde bir parça sevgi varsa,
onu yaşatmayı öğrendim..
..
hayatın bana öğretmediği tek şey;
nefret duygusu idi.
hayatıma hiç kabul etmedim bunu..
çünkü “sevmemek” sizi üzenlere,
bence verilebilecek en güzel cevaptı.
..
sebebi ise çok açık;
onları sizin kadar sevebilecek
başka bir insanın olmadığını,
sizin kadar, onların da çok iyi bilmesi..
..
bu yüzden hayatım için hep savaştım,
seviyorsam her şeye rağmen arkasında durdum.
onlar bunu hak etmese dahi,
benim sevgim bunu hak ettiği için yoruldum.
..
hep bu amaçla yaşadım hayatı..
ve bundan hiç vazgeçmedim,
vazgeçmem de.
..
her şeyinin olduğu sandıkları bu hayatta,
ellerinde yalnızca,
pişmanlıklar,
keşkeler,
ve açtıkları yaraların,
üzerlerine sıçrattığı kan izleri olacak..
..
o yaralar kapanıp iyileşse de,
o izler onların ellerinde,
bir sahte gurur timsali olarak yer alacak.
..
ödülleri ise bir kaç kötü söz,
hep bu pişmanlığı yaşamalarına dair.
..
hayatıma girip çıkan insanlara,
hiç kötü söz söylemedim.
girerken gülümsediğim gibi,
çıkarken de gülümsedim.
..
çünkü hiçbir kötü son’un,
kötü başlangıçlara sebep olacağını düşünmedim.
çünkü ben üzerime düşeni yaptım,
sadece gerçekten “sevdim”.
..
ama insanların sizi gerçekten sevmediğini görmek,
sahte gülümsemelerin ve dokunuşların yazıldığı rollerini,
başarıyla oynadıklarını bilmek.
aslında en acı şey..
sizi kandırışlarını değil,
kendilerini kandırışlarını izlemek..
..
gerçekten hayatlarına girmeyi istediğim insanların,
her seferinde sorunlu insanlar olması benim suçum değil.
onların da değil.
belki de, benim seçimlerim hep bu yöndeydi.
..
hayata olan inancım,
insanları değişebileceğine inandırmak idi..
belki onlarla yaşarken bunu yapamadım ama,
zaman geçtikçe yapabildiğimi uzaktan görüyorum.
..
insanların hep mutluluğu istedim.
mutlu olsunlar, yaşasınlar gerçekten hayatı.
ama ilk kez istemedim.
bu beni kötü biri yapar mı ?
..
cevabını ilk kez bilmiyorum..
kalbimin ağır sızısını ben nasıl yaşadıysam,
bana nasıl yaşattılarsa,
öyle yaşasınlar istedim ilk kez.
..
ben her sevgiyi çok ağır yaşadım,
çok fazla elimi uzatmayı seçmedim.
uzatırsam bırakırlarsa düşeceğimi biliyordum.
ve uzattım..
..
düştüm..
kalktım..
tekrar düştüm..
tekrar kalktım..
..
benim için hayat savaşı bitmiyor ki.
sildiğim sadece yüzler, umutlar,
ve açılan yaralar..
..
kötülükleri silip,
iyilikleri barındırıyorum hayatımda.
ve garip olan,
ben hayatımda “ilk kez”,
bir insanı hayatımdan gerçekten çıkardım.
..
ben hayatımda az kişi sevdim,
ama hiçbirini silmedim hayatımdan.
..
maalesef..
benim için en acı olan bu.
silebilmeyi de öğrenmek..
..
ben yine tüm benliğimle aşk’ı yaşarım.
çünkü hayat sadece bir temizlikten ibaret..
ama onlar yaptıkları kötülükleri unutup,
yaşayabilirler mi tüm benliğiyle aşk’ı ?
..
sessizliği yaşamak istiyorum yine.
yalnızlığımla, umudumla..
inadına savaşıyorum..
ve gülümsüyorum..
çünkü bunu yapmak için,
hâlâ yüzüm var.

9 yorum

  1. karamsar bakmak hayata denildi.. çok düşünmek çok hissetmek yanlış görüldü.. düzeltmeye çalışmak yada kendinden birşey katmak vermek yani hep vermek.. sonuna kadar yürümek….! ve görmek. bildiğim bir şey varsa; gördükleri yetmiyor insanın inandıklarına!

  2. aynı varoluştan gelsekte,aynı şeyleri farklı düşüncelerle ifade etsekte-zıt kutuplarmış gibi görsekte-her amaç bir yol. Kalbindeki duyguları oluşturan insan,yok eden de o. Ne o’nla nede o’nsuz.

  3. onlarla ya da onlarsız
    aşkla ya da aşksız
    yalanla ya da gerçekle
    kim ne derse kim ne yaparsa yapsın HAYAT YİNE DE GÜZEL….

  4. duygularını bu kadar güzel ifade edebildiğin ve bir çok insanın söylemek istediklerine tercüme olduğun için tebrik ederim..

    belki de haddim olmayarak gözüme çarpan bir iki cümleyi -yanlış yazmış olabileceğini düşünerek- düzeltmeni istiyorum.
    -insanların hep mutluluğu istedim.
    -kötülükleri anıları silip, iyi anıları barındırıyorum hayatımda.

  5. öncelikle çok teşekkür ederim..
    ve sonrasında, est. hataları düzeltmek gerekir ki, kendimi daha iyi anlatabilelim. fakat; yazının ağır olduğunu düşünüp bir revizyona gitmiştim fakat, fark ettim ki hem ağır değilmiş daha bile azmış, hem de çok iyi düzeltme yapamamışım. bu yüzden eski haline getirdim, o hatalar, sanırım artık düzeldi (:

  6. yeni hali, daha doğrusu eski hali çok daha güzelmiş:) her okuyuşumda farklı şeyler hissediyorum. zihnin o kadar dağınık gözüküyor ki, bu karmaşadan ortaya çıkan bu şeyi sevdim.. 🙂

  7. ‘hayat böyle bir şey değil’ arkadaşlar boşa harcıyorsunuz zamanı..dürüst olun dinleyin içinizi.olması gerekeni değil olmasını istediğinizi yapın yaşayın.gözünüzü seveyim yaşayın.yaşam yalan için kısa.doğrularla yaşıyorken bile canım bu kadar acıyorken yalanla yaşamak ne kadar zordur yapmayın kendinize bunu yaşayın.kimse yalan bir seviyorum istemez herkes gerçek bir sevmiyorum ister aslında.gerçek o kadar zor değil inanın hayat yalan değil yalanlaştırmayın gerçek olun.kolayı zorlaştırmayın.
    34ümde sevmeyi hala beceremeyen bir insanım ben.ama gerçeğim.mutlu olmasamda gerçeğim.söylediklerim gerçek yaptıklarım gerçek.o masaya gelen benim, o hayata. benim salt ben, olunamayacak kadar gerçek.güven verebileceğim tek şey güven.yetmediğini biliyorum ama sevmiyorum diyin bana.gerçek sevmiyorum ,acımam.sevilmeyi becerememek haketmemek benim sorunum zorlamayın sevmeye ne olur zorlamayın.hiç olmak boşluğa bakmak canımı acıtmıyor artık.ben 34 yaşında gerçek bir insanım.sevilmeyi beceremediğimi anlayacak kadar olgun.

  8. olmasını istediğimiz hayatı yaşamak daha zor aslında. olması gerekeni yaşamak daha kolaya geliyor belki de. çünkü olması gerekende insanların gerçek yüzleri, gerçek halleri var. bu yüzden bu basitlik daha güzel. daha çabuk yorulmadan, belki de daha az yalanlarla kurtuluyoruz üzerimizdeki ağır yüklerden..

    sevebilmek çok güzel olsa da, sevilmek sevmekten gelir. bazen sevgi yetmez, insanlar sahtelikleriyle gelir. acı olan budur. gerçek onların hayatlarında, çok fazla yorucu. onlara göre sahte olan ve yalan olan her daim daha güzeldir belki de..

  9. Garip gelmiyor mu sizede peki.hepimiz farklıyız birbirimizden ,ağzımız, gözümüz, elimiz, saçımız, giydiklerimiz, yaşantılarımız, şehirlerimiz, ülkelerimiz .bambaşka dünyalarız herbirimiz.ama hepimiz bir tek şey için harcıyoruz tüm hayatımızı ‘aşk’.sebebi kovulmamızın cennetten ve hayasızca, yeniden kovulduğumuz yere dönmek için yaşarken yine onun peşinden koşuyoruz herbirimiz.üstüne yazılmış yüzlerce kitap ,çekilmiş filmler, söylenmiş ve henüz söylenmemiş şarkılarla dolduruken beynimizi bilinç altımızda oluşturduğumuz bir hayalin peşindeyiz.karşımıza çıkan her rengin kırmızı olması için heveslenip her seferinde hayal kırıklığı ile acı ile ve biraz daha büyüyerek ama yinede yeni renkleri özleyerek varıyoruz sonuna hayatın.
    Hiç düşündünüz mü belki aradığımız renktir yanlış olan.yalanlarla dolan beynimiz kalbimizi yanıltıyordur belki.belki doğru rengin ne olduğunu bile bilmeden bitiriyororuz hayatımızı ve birinin beklediği renk olabilmek için sarfediyoruz yalanları.
    Ben biraz geçte olsa şunu farkettim.herbirimiz beyaz bekliyor kırmızıya dönüştürmek için.çünkü beyaz huzur, beyaz saf güzellik sanıyoruz.oysaki beyaz içinde ışığın tüm renklerini barındırandır.karmaşadır.kişiliksizdir.ne olduğuna bir türlü karar veremez.açgözlüdür ve kendine karışmaya çalışan rengi hemen alır içine ve ona dönüşür onu eksilterek birazda.bana göre siyahtır asıl saflığın güzelliğin rengi.tüm renklerin dışında kalır .kişiliklidir.kendini bilir .gelen renk onda erir, içine alır o rengi ve dahada güzelleşip yeni farklı bir renge dönüşür ve daha güçlü.
    Önce kendimize dürüst olarak başlamalıyız belki. hangi renk olduğumuzu hangi rengi beklediğimizi itiraf etmeli önce….

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

16 − nine =